(1-15)doc
Söylev (16-30)doc
Söylev (31-45)doc
Söylev (46-60)doc
10.Yıl Nutku (RealAudio)
Gençliğe Hitabe
Fotoğraf Albümü
|
1881 yılında bir gün. Bugün Yunanistan sınırları içerisinde bulunan Selanik'te Ahmet Subaşı mahallesinde pembe evde bir erkek çocuğu dünyaya gelir. Baba Ali Rıza, yavrusunun kulağına adını fısıldar. MUSTAFA Zübeyde hanımın ve Ali Rıza beyin Mustafa'dan daha önce Fatma, Ömer ve Ahmet isminde üç çocukları olmuştur. Ancak Mustafa doğduğunda bu kardeşlerden hiç biri hayatta değildir.
Anne Zübeyde hanım, güzel yüzlü, dini inançlara sıkı sıkıya bağlı bir Türkmen kadınıydı. Zübeyde hanımın atalarının, Rumeli'nin Osmanlılar tarafından fethedilmesi sırasında, Anadolu'dan Rumeli'ye göç eden ve batı Makedonya'daki Vodina ilçesinin batı tarafındaki Sarıgöl bucağına yerleşen, Türk boylarından olduğu bilinmektedir. Bu boyların Anadolu'da Konya ve Aydın taraflarından geldikleri sanılmaktadır.
Zübeyde hanımın babası, Selanik'in Langaza kazasında toprak ve ticaretle uğraşan, Sofuzade Feyzullah ağadır. Baba Ali Rıza ise Selanikli olup babası Ahmet efendidir. Amcası mahalle mektebinde hocalık yapan Hafız Mehmet efendiydi. Sakalının kızıl renkli olmasından dolayı, kendisine 'kırmızı Hafız Efendi' denirdi. Zübeyde hanım, Mustafa'yı dünyaya getirdiği zaman 20 yaşında idi. Baba Ali Rıza efendi osıralarda gümrük memurluğu yapmakta iken daha sonra bu görevinden ayrılacak, keresteci Cafer efendi ile bir ortaklık kurarak kereste tüccarlığı yapacaktır. Kısa süre için tuz tüccarlığı
da yapan Ali Rıza Bey 47 yaşında iken genç yaşta öldü. Eşi Zübeyda hanıma Ali Rıza beyden, iki
mecidiye(40 kuruş) aylık ve 7 yaşında Mustafa ile kardeşi Makbule kalmıştır.
OKUL YILLARI
Mustafa okula babası hayatta iken başladı. Ancak Ali Rıza bey oğlunun çağdaş bir eğitim
görmesi için, yeni açılan Şemsi Efendi okuluna gitmesini, annesi Zübeyde hanım ise oğlunun
ilahilerle, dualarla mahallenin, eski ve dini eğitim veren okuluna verilmesini ,istiyordu. Bu durum aile
içinde tartışmalara neden ve sonunda ortak çözüm bulundu. 1887 yılında Mustafa önce yeni
elbiselerini giyip, boyuna içinde eski elif-ba ve Kur'an bulunan sırmalı çantasını takarak annesinin
arzu etmiş olduğu gibi ilahilerle ve dualarla eski mahalle mektebine başladı. Bir kaç gün sonra da
oradan ayrılarak, ilahisiz, törensiz Şemsi Efendi okuluna geçti.
İşte böylece hem güzel yüzlü, dinine sıkı sıkıya bağlı anne Zübeyde hanımın istediği, hem de iyi ve temiz düşünceleri ile oğlunun önünü açmış olan baba Ali Rıza beyin dileği gerçekleşmiş oldu. Mustafa babasına bu sebeple çok şey borçluydu. Ne yazık ki, ilerde 'ANADOLUNUN ÜZERİNE BİR GÜNEŞ GİBİ DOĞACAK OLAN MUSTAFA' nın başarılarını, baba Ali Rıza Bey göremeyecektir.
Ali Rıza bey Kasım 1893 tarihinde ölümü, geride kalan ailesinin Selanik' deki yaşamını, maddi güçlüklerden dolayı olanaksız kıldı. Bu nedenle Zübeyde hanım yanına çocuklarını da alarak , annesi Ayşe hanımın üvey erkek kardeşi olan Hüseyin Ağa'nın kahya olarak çalıştığı, Selanik yakınında Langaza'daki Rapla çiftliğine gider. Hüseyin ağa üvey bir dayı olmasına rağmen, iyi ve temiz kalpli bir insandır. Zübeyde hanım ve çocuklarına yakın ilgi gösterir. Ancak MUSTAFA bu çiftlik evinde uzun süre kalmak istemez. Okumak ve büyük insan olmak amacındadır.
Neticede tekrar, Selanik'e dönülmeye karar verilir. Mustafa, Selanik'te Mülkiye Rüştiye'sine (orta okul) başlar. Fakat burada öğrenci iken Mustafa'nın başından tatsız bir olay geçer. Bir sınıf arkadaşı ile kavga etmesi sonucu, sarıklı hocası 'Kaymak Hafız'dan eli yüzü kanayana kadar
dayak yer. Daha önceden de çiçek bozuğu 'Çopur Hafız Nuri Efendi' ile de anlaşmazlığı olmuştu.
Fakat bu ikinci olay O'nu çileden çıkarır ve okuldan ayrılır. Bu ayrılış Mustafa'nın hayatındaki
dönüm noktalarından biridir. Çünkü esas mesleğini seçmeye karar vermiştir: Askerlik
|