YAŞAMIN ORTASINDA                         

Yaşamın ortasında birgün şu kahredici gurbet akşamında, ne gerisinde ne ötesinde tam ortasında. Şimdi bizler de ortasındayız gün dönümlerinin, güneşlerin başka doğduğu, her sabah biraz buruk biraz da hayıfla uyandığımız bu ülkenin yaşamının ortasında. Yaşadığımız o günde kimimiz takside, kimimiz kahvede kimimiz ise atölyede, sürüyoruz arabamızı, atıyoruz iskambil kağıtlarını masaya ya da çekiyoruz overlokları. Hep ama hep aynı özlemlere birgün yaşamın tam ortasında.

Ne orada ne burada tam ortada ne ileri ne de geri demir atmış çatanalar gibiyiz körfeze. Bir türlü çekemiyoruz çapaları, bir türlü yelken açamıyoruz o sımsıcak akdenize susuyoruz avuntu buluyoruz bu soğuk, aşılmaz okyanuslarda. Hisseder gibiyiz denizi, yosunu, martıyı, denizanasını, iskele üstünde, puslu bir sabaha karşı Boğazı – İstanbulu özlemliyoruz bu okyanusa karşı. Ve bu veresiye yaşamın içinde kira derdi, ev borcu, araba taksidi, çocukların okulu, bebelerin sütü derken biz tam ortasında gurbetin ne ötesinde ne gerisindeyiz tam ama tam ortasındayız bu şehrin. Başımızda eskilerden kalma kavak yellerinin estiği ortada biraz avuntu bulma çabamız, vatandan gelen televizyon yayınlarından, süpermarketten aldığımız buram buram vatan kokan zeytin ya da helvadan. Tam ortasındayken biz burada bu buruk ömrümüzün şehrinde yaşıyoruz içinde ama göçmen kuşlar gibiyiz özlüyoruz o kalabalık beyoğlu keşmekeşini, o kemeraltı şaşkınlığını, ya da o kızılay ağırlığını burada tam ortasındayken yaşamın. Bir yanımız bas git diyor! Git işte dostum dön köyüne, obana o kekik kokulu dağlarına, öbür yanımızsa vurur gerçekleri yüzümüze üzerine basa basa. Hangi köy! hangi kekik kokusu! hangi dağ! hangi oba! varsa yoksa taş, betonarme gözlerimizde yaş, binalarda bile yok artık ahşap. Biz oradayken yani tam ortasındayken yaşamın.

Ya sonra ne olacak soruyorum, çoluk çocuk, nasıl olacak böyle iki yaşam iki vatan iki orta. Yıllarımızı nasıl geçirmişiz bu şehirde, temizlik işçisi olmuş kimimiz, tarlada domates toplamışız, fabrikada vida sıkmışız hayatta bizim vidamızı.

Tam ortasındayız ömrün ve yine buradayız bedenimizle peki ama ya düşlerimiz, hayellerimiz Foça’da balıkçı teknelerinden çekilen ağlarımız, yosun kokan tavernalarımız, arkadaşlarla yudumladığımız kahvelerimiz nerede! Onlar da orada tam ortasındadır yaşamın. Ne ötesine ne gerisinde ve ancak ta ortasında. Hayallerimizin düşlerimizin beklentilerimizin tam ortasında.

                               imre